YAZAR: alwaysyour
Tarih: 11 Eyl 2007 11:45 am
Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde, yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında, ayaklarını dağlara dönmeli yüzünü insan.
Yeni patikalar yeni yollar, seçmeli yüreğini ferahlatacak; yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak…
Her isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, gerçekleştirmeyi denemeli!
Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da, o dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.
Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler, her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa, değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini; gördüğünü hissedebilmeli!
Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce değerli olabilmeli hayat!
İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!
Başkasının yerine koyabilmeli kendini; ağlayan birine ‘gül’, inleyen birine ‘sus’ dememeli!
Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
Şu; adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı sevgisiz soysuz kalarak!
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden derin bir soluk alıp hapsetmeli kokusunu içine…
Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını …
Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği; bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!
Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu olmadan mutlu etmeyi beklememeli!
Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için
Çünkü hiç düşmemişsen el vermezsin kimseye kalkması için hiç çaresiz kalmamışsan dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan neşesizdir kahkahaların; merhaba dememişsen anlamsızdır elvedaların…
Ne herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!
Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek yada hep almak için…
Sadece anlatacak bir şeyleri olduğunda değil, söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere…
Hafızası olmalı insanın; hiç değilse aynı hataları aynı bahanelerle tekrarlanmaması için!
Soruları olmalı yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak!
Dostları olmalı ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi; ama kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki hakkını verebilsin sevdiklerinin; zaman bulabilsin; bir teşekkür, bir elveda için…
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten; ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!
Tıpkı her şeye sahip olamayacağı gibi…
Zamanın ninnisiyle uykuda geçirmemeli hayatı!
Yeni patikalar yeni yollar, seçmeli yüreğini ferahlatacak; yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak…
Her isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, gerçekleştirmeyi denemeli!
Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da, o dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.
Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler, her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa, değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini; gördüğünü hissedebilmeli!
Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce değerli olabilmeli hayat!
İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!
Başkasının yerine koyabilmeli kendini; ağlayan birine ‘gül’, inleyen birine ‘sus’ dememeli!
Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
Şu; adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı sevgisiz soysuz kalarak!
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden derin bir soluk alıp hapsetmeli kokusunu içine…
Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını …
Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği; bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!
Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu olmadan mutlu etmeyi beklememeli!
Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için
Çünkü hiç düşmemişsen el vermezsin kimseye kalkması için hiç çaresiz kalmamışsan dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan neşesizdir kahkahaların; merhaba dememişsen anlamsızdır elvedaların…
Ne herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!
Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek yada hep almak için…
Sadece anlatacak bir şeyleri olduğunda değil, söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere…
Hafızası olmalı insanın; hiç değilse aynı hataları aynı bahanelerle tekrarlanmaması için!
Soruları olmalı yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak!
Dostları olmalı ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi; ama kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki hakkını verebilsin sevdiklerinin; zaman bulabilsin; bir teşekkür, bir elveda için…
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten; ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!
Tıpkı her şeye sahip olamayacağı gibi…
Zamanın ninnisiyle uykuda geçirmemeli hayatı!