The Reason
Bizden biri
Kayıt: 08.09.2007
Üye no: 1,938
Mesaj: 269
Başlık: 0
0 Aşk puanı
|


|
Yüksek Topuklar - Murathan Mungan |
|
|
Bundan birkaç yıl önce yazmaya karar vermiştim bu öyküyü.
Güzel ve uzun bir öykü olsun istemiştim. Her zamanki gibi onca iş, onca uğraş girdi araya; gündeliğin hayhuyunda başka öyküler, başka öykücükler; yalnızca yazılan, yazılmayı bekleyenler değil, yaşananlar da geçit vermedi... Sonunda, 'Bir gün yazarım, nasıl olsa bir gün yazarım, ' diye beklettiklerimden biri olup çıktı bu da... Kimi zaman, yazdığımda, kim bilir nasıl müthiş bir kitap olacağını düşleyip, heyecanlandıklarımdan biri olarak geliyordu aklıma; kimi zaman da yazamadıklarımın yüreğimi daraltan ağır çeki taşlarından biri olarak... Bu tür 'muhasebeler' içinde bulunduğum ruh haline göre değişiyordu; belki yazacağı onca şeyi üst üste yığıp yıllar boyu onlarla birlikte gezen bütün yazarlarda böyle oluyordur. Artık onları bilemem. Ama her zaman söylerim, yazıp da, düşlediklerinizin ne kadarını yazabildiğinizi görmektense, 'bir gün yazdığımda nasıl müthiş bir şey olacak kim bilir! ' diyerek kendinizi geleceğe ertelemeniz daha heyecan vericidir.
Bilirsiniz, insanları heyecanları yaşatır.
Buraya kadar söylediklerimden benim bir yazar olduğumu düşünmüş olmalısınız; hayır, değilim, ama öyle zannedilmek hoşuma gidiyor. Aslında yazıya gönül vermiş olduğumu, boş zamanlarımda, nasıl derler, 'kendi çapımda' öyküler, öykücükler, çeşitli denemeler yazdığımı, ne yazık ki, ancak birkaç yakınım biliyor. Onların da pek ciddiye aldığını sanmıyorum. Başarılı bir grafikerim, işime çok asılmamakla birlikte fena para kazanmıyorum; bunların bana yettiğini düşünüyor olmalılar. Yazdıklarımdan, yazmaya çalıştıklarımdan kimselere pek söz etmem; hem kendimi sahiden bir yazar olarak görmeyişimden kaynaklanıyor bu -insan kendini bir yazar gibi hissetmezse, başkaları için nasıl ikna edici olabilir? -; hem de heyecanlarıma kapılıp birkaç kez anlatacak gibi olduğumda, karşılaştığım genel bir kayıtsızlık, umursamaz tavırlar ya da anlattıklarımın başkaları tarafından inançsız gözlerle dinlenmesi, beni bu konuda iyice ürkek yaptı. Ben de bu arzumu kendime saklamaya karar verdim. Eğer günün birinde iyi bir kitap yazabilirsem, hepsinden öcümü almış olacağım.
Bir kaç Alıntıda benden kitap için....
- Bana onun yaşlanmış olduğunu düşündüren nedenleri bulmaya çalışıyorum. ... Artık anne olmuş, topluma katılmış. Dışarıdakilerden biri olmuş. ... Benim yalnızca işim ve evim belli ama, artık onların herşeyi... Benim hayatımda arayışlara hala yer varken, onların hayatları artık yalnızca tekrarlarla ilerleyebilir. ... içim ne kadar acımış olsa da, hala belirsiz bir geleceğin hayalini kurabiliyorum; hata yapma, cayma, vazgeçme lükslerim bile var. (s. 146)
- Senin içine sinmeyen elin içine nasıl siner? Kazandığını hak edeceksin. Helal para yoksulluk hafifletir. (s. 211)
- Her insan, kendi olması karşılığında topluma bir bedel öder. Az ya da çok, ama mutlaka bir bedel. Kimse bedelsiz kendi olamaz. Bu bedel çoğu kez yalnızlıktır. (s. 235)
- Uğruna neler kaybettiğinin hesabını yaparak hiçbir zaferin tadını çıkaramazsın. (s. 244)
- Sistemin içinde ayakta kalmaya çalışmakla, sistemin taşıyıcılığını yapmanın aynı şey olmadığını ikimiz de biliyoruz. (s. 262)
- Kadınlar, yaptıkları alışverişler konusunda asla yanılmış olmak istemezler. Bunlardan bir tane alan, doğru yapıp yapmadığından emin olmak için, ille de başkalarına da bir tane aldırmaya kalkışır. Herhangi bir itiraz durumunda ise, o malın pazarlamacısından bile daha militan kesilir. (Sinan Oymacı: Bu sözü bilgisayar kullanıcıları için de kullanabilirsiniz) (s. 326)
- Başlangıçta insana sevinç veren her çeşit bilgi, zamanla bir mutsuzluk kaynağına dönüşüyor; yeni bilgilerle dünyayla aranızı kapattığınızı sanırken, insanlarla aranızdaki uçurum açılıyor. (s. 405)
- Kimi beraberlikler yetinmelerle sürdürülürken, kimi ilişkiler ne yazık ki, değeri hep sonradan anlaşılan nice kayıp hazinelerle kendine gömülür. (s. 422)
- Sevdiklerimizin hayatına ya erken girer, ya geç kalırız. Bütün aşk dramları da bundan doğar zaten. (s. 424)
- Büyük lafların gölgesinde geçen hayatlar, bir daha iflah olmuyor; geçip gittiğiyle kalıyor zaman, aşk, her şey. (s.424)
Akıcı bir dille kalem alınmış, sürükleyici bir tempoda hazırlanmış, kendini okutan, bitene kadar elinizden kolayca bırakamayacağınız, pek çok mesaj bulabileceğiniz güzel bir kitap. Keyifle okuyabileceğinizi düşünüyorum.
|
| |
|