barı$
a$k beni sevmedi...
no women no cry
Kayıt: 17.08.2006
Üye no: 2
Mesaj: 6595
Başlık: 287
Şehir: AntaLyA
19795 Aşk puanı
|


|
Seri Bir Aşktan Geriye Kalanlar.. |
|
|
Bana asırlardan bahsetme sevgilim, biz günleri kül tablalarında söndürdük,İçimize çekmeden.
Bana sevişmeyi anlatma,
Ben bu şehirdeki tüm erkekleri s*kinden tanırım!
Bu kendimi başkalarında unutmanın en kolay yoludur.
Korkma, bana bulaştırdığın hastalıkla yaşamayı öğrendim.
Yeni kurbanlar seçip, yalnızlar cehenneminde çocuklar doğuruyorum.
Yaşamaya devam ettiğimi sanıyorsun. Günde üç vakit kustuğumu bilmiyorsun günde üç vakit oturamadığımı yere!
Annemin öldüğünü, babamın kendini gömdüğünü, halamın hafızasını bir eskiciye verdiğini sadece ben anımsıyorum.
Sokağa çıkmak yasak diye duvarlara asıyorum fikirlerimi.
Sonra ellerinle oyuyorsun kalbimi, ihtilal çağrısı yapıyorum iç organlarıma. Ama gelip nefes borumun üzerine oturuyorsun. Rutubetli binalardaki orospulara bakarak indiriyorum jartiyerimi, ruhumu pazarlıyorum.
Karşılığında tek gece seni unuttursunlar, yeter..
Saçlarını toplamıyorum yastığından, çarşafın sen yanına kimsenin kokusunu bulaştırmıyorum.
Başka dillere değen dilimin başka dillerle konuşmasına izin vermiyorum.
Anımsamamak için azımsıyorum senle geçen günlerimi! Ah hadi yapma, özür dileme benden! Ensemden ayak bileğime kadar kessem kendimi, getirsen tüm kaya tuzlarını, bassan tütünleri, üstünü örtsen yara bantlarıyla, iyileşir miyim?
Oysa gideceğini başından biliyorduk, değil mi? her zaman açık tutmuştum kapıları senin için, ayakkabılarını içeri almamıştım. Kendimi senden hep kaçırmış, acil çıkışlar için pencereden çarşaf sarkıtmıştım!
Bir gün gelirsin diye de adreslerimi yanlış yazmıştım!
Bana çağlardan bahsetme sevgilim, biz seninle günleri öldürdük çöp konteynırlarında.
Üstümüze yağan pisliklere aldırmadan, boğuştuk birbirimizle.
Biz birbirimizi öldürdük sevgilim, şimdi aynada gördüklerimiz, seri yaşanan bir aşkın ardında kalan cinayet maktülleri.
Vücut haritanda yolumu kaybetmek isterdim, gözlerin aramızdaki sınırları aşmak isterdi ama dudaklarına yakalanırdık hep.
Dudakların, ülkemin uzak komşusu, gitmemi söylerdi.
Benden önce, hemcinslerimin kendine uyguladığı soykırım yüzünden beni de affetmedi.
Ben kırılmamak için eğilip büküldükçe sen biraz daha iteledin.
Ne kaldı elimde? Kendini sürekli tekrar eden Tanrı’mdan başka? Ne kaldı elinde? asla iyileşemeyecek acıların dışında.
Bıraksaydın, bıraksaydın da öpseydim yaralarını..
Hep inandığımız çocuk oyunları gibi, 100’e kadar 1000’e kadar saysaydım, kör ebe olup yüzünü görmeseydim de varlığını hissetseydim. Ne olurdu izin verseydin, kanmama..
Kanatmazdım kabuklarını, düşmanlara hiç elma demezdim.
Şimdi bana hep daha iyisini hak ediyor olmamı anlatma!
Temizleyemiyorum yalanlarını, hep biraz daha çamur oluyor ellerim, ellerindeki bataklıklar çağırıyor, koşuyorum, koşuyorum
Hep aynı yerden düşüyorum!
Düşünüyorum da. Gitmenin yollarını arıyorum, çıkmaz sokaklar buluyorum, duvarlarına kalp çizebileceğim.
Arabesk bir ülke arıyorum, kalbimin üstüne adını kazıyabileceğim!
Olmuyor! Ne ben gidebiliyorum, ne Tanrı o ülkeleri yaratıyor.
Her gece unuttuğum sana, her sabah başka bir adamın yatağında rastlıyorum
Ve her seferinde kendimden biraz daha nefret ediyorum.
Bu yüzden sevgilim,
Keşke izin verseydin
Ben de seninle beraber kendimi terk etseydim!
(Özgen AYDOS)
|
| |
|