Anasayfa | Forum | Arama  | Forum Hakkında  | Ekstra  | Üye Ol | Oturum Aç

 Forum » Aşka ve Sevgiye Dair » Dağarcık.. » Yeniden..

Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder
 
Yazar Mesaj
barı$
a$k beni sevmedi...


no women no cry
Kayıt: 17.08.2006
Üye no: 2
Mesaj: 6502
Başlık: 212

Şehir: AntaLyA
15608 Aşk puanı

 


MesajYeniden..

Hayatın hiç acıması yok bazı yaralara karşı, kapanmasına asla izin vermiyor onların...

Sen ne kadar çabalarsan çabala, sana izin verdiği kadar güçlü olabiliyorsun yaşamın ve onun izin verdiği kadarı diniyor acılarının...

Ayrıldık... Çok acıydı... Bir daha asla unutmayacağım ve iyileşmeyecek bir yaranın sahibi olduğumu bilmiyordum o zamanlar... Sadece ağlıyordum sana ve bana... Ve yarım kalan, yaşayabilecekken vazgeçilen günlere... Baktığım, gördüğüm, dokunduğum her şey canımı yakıyordu... Bir türlü sonu gelmeyen gözyaşlarımla birlikte bu acıdan öleceğim günü bekliyordum... Üstelik de bu günün gelmesini deli gibi istiyordum...

Ayrıldık
Acıydı
Sonra geçti
Her şey gibi.
Ya da bana öyle geldi...


Bir gün bir yerlerde, hem de hiç beklemediğin bir anda - ve özellikle de en güçsüz olduğun anda - hayat bir yerlerden sakladığı acını çıkarıp vurur yüzüne... Her şeyin geçip gittiğini sanırken, daha az önemsediğini ya da artık tamamen bittiğimi düşünürken sen, aniden bir duvara çarparsın... Ve her şey tuzla buz olur...

Aslında hiç unutmadığını ve gerçekte hiç de o kadar güçlü olmadığını yüzüne vurduğunda hayat, sen çoktan acılarınla yeniden başbaşasındır... İşte o yara yeniden açılmıştır, yeniden kanıyordur. Üstelik o kan istemesen de hayatına bulaşmaya başlamıştır yeniden...

Unutmak diye bir şey yok... İnsan hiçbir şeyi unutmuyor... Büyük bir maharetle geçmişe gömdüğünü sandığı şeyleri hayat bir anda çıkarıp önüne koyuyor...

Yüzleşmek imkansız acımla, ayrılıkla ve seninle... Yüzleşmek imkansız sana olan sevgimle... Ne olur karşıma çıkma... Ne olur çıkma karşıma bir daha...


Artık hayatımdan çıksan diyorum
Bu ikili delilik sona erse
İkimiz için de en hayırlısını diliyorum
Hiç olmamış gibi davranabilmeyi
Bu yok ediciliği anlayabilmeyi
Bir bilsen ne kadar yürekten istiyorum

Lütfen
Görmeyeyim seni
Bir yerlerde karşıma çıkma
Konuşmayalım, bakışmayalım
Ne olursun

Çevrimdışı 24 Şub 2007 02:45 pm
Tüm çalışmalarını göster  
Mesaj: #1  Başa dön


Yazar Mesaj
barı$
a$k beni sevmedi...


no women no cry
Kayıt: 17.08.2006
Üye no: 2
Mesaj: 6502
Başlık: 212

Şehir: AntaLyA
15608 Aşk puanı

 


Mesaj


zor zamanların kadınıyım ben hep öyle oldum.
olası olmayan hayallerin,
olmaz olsun dedirten aşkların ve olur olmaz yoklara karışan mutlulukların kadını...
sızlatan,acıtan,kanatan ne varsa biriktirdim yüreğimin kırmızısında..
gidenlerin ayak izlerini topladım yollarından içime attım,gözlerimdeki sancıyı ağladım bilmem ne kadar sürdü?
yaşlarımla gözlerimdeki tüm umutlarımı da kuruttum ama yine de derdimi anlatamadım;
yalnızlığımın bir köşesine kıvrıldım ses etmeden yıllandım...
yaşlandım...
şimdilerde biri aşk diyecek olursa bana;
"iste karşındayım;benim."
diyorum tüm mutsuzluğumla
"ben aşkın yalın haliyim!!!"

Çevrimdışı 24 Şub 2007 02:47 pm
Tüm çalışmalarını göster  
Mesaj: #2  Başa dön

Yazar Mesaj
barı$
a$k beni sevmedi...


no women no cry
Kayıt: 17.08.2006
Üye no: 2
Mesaj: 6502
Başlık: 212

Şehir: AntaLyA
15608 Aşk puanı

 


Mesaj

-neden ben.....?
cevabın yok dimi?...
o zaman iyi düşün;
belki de yanılıyorsundur!!!

Çevrimdışı 24 Şub 2007 03:05 pm
Tüm çalışmalarını göster  
Mesaj: #3  Başa dön

Yazar Mesaj
barı$
a$k beni sevmedi...


no women no cry
Kayıt: 17.08.2006
Üye no: 2
Mesaj: 6502
Başlık: 212

Şehir: AntaLyA
15608 Aşk puanı

 


Mesaj

ikimiz de seni seviyoruz ne güzel
olmuş yerlerine bakıyoruz
bütün aynalarda
ikimiz de seni beğeniyoruz ne güzel
mevsimler geçiyor üstümüzden
susuz bir yolculuk
tıka basa dolu mataralar arasında
ikimiz de seni seviyoruz ne güzel
söylenmiş sözleri tekrarlamaktan
ve incinmekten yine
eski yaralarımızdan korkuyoruz
ikimiz de saklanıyoruz ne güzel
gözlerimizdeki ölü çocukları besliyoruz
bütün gördüklerimizle
ikimiz de körüz kendimize ne güzel

sakındığımız yerlerimizden korkular açıyor
iyi niyetli çiçekler kılığında
birbirimize hiç armağan vermiyoruz ne güzel
iz bırakmak istemiyoruz tenlerimizde
evlerimizde
çünkü kolay tespit ediliyor acılar
hemen ele veriyor bizi
uğruna ihanetler verdiğimiz şarkılar
silemiyoruz ne güzel
yüreğimizdeki parmak izlerini
ikimiz de seni seviyoruz ne güzel
eski sevgililerimizi
okumaktan ve yazmaktan geçtik
ama dilimize çeviremedik aşk yazısını
okumaktan ve yazmaktan geçtik
cebimizde yaralı sözcükler
ne biriktirdiysek ona vurulduk
entelektüel ay ışıklı akşamlarda
hiç yanmadığı için bitmeyen mumlarımız
işe yaramaz şamdanlarda
okumaktan ve yazmaktan geçtik
ortam iyi koksun diye yaktığımız
aromalı mumların hijyenik ışığında

kendimize o kadar güveniyorduk ki
birbirimize ihtiyacımız yoktu
oysa aşk güvensizlerin işiydi
unuttuk

sakındığımız yerlerimizden ayrılıklar açıyor
zehir zemberek gece kılığında
ama korkmuyoruz
çünkü biz zeki
okumuş
yazmış
zeki
yazanı görmüş
yazmayı seçmiş
okumaktan usanmış
zeki
kendini beğenmiş
zeki
hiçbir şeyi beğenmemiş
deneyimli
bilgili
zeki
çok şey öğrenmiş
öğrendiğinden fazlasını öğretmiş
zeki
korkusuz

ve çocuktuk...

o kadar çok ağlamıştık ki
hiç ağlamayacakmış gibi yaşadık

ikimiz
birlikte
hiç ağlamadık ne güzel

şimdi tanıdık –ki bizim için tanıdık olmayan bir şey kalmadı hayatta-
bir yol çatalında
elele duruyoruz
ikimiz de ağlamaklı değiliz ne güzel

ikimiz de
hala
seni seviyoruz ne güzel.
..........................

yılmaz erdoğan




İyiliğinizi isteyen bir dostunuz günün birinde şunu diyor: “Sen çok düzgün bir adamsın. Bu da insana hüzün veriyor...”

Şöyle cevaplıyorsunuz: “Hayatta hata yapma şansın olmayınca düzgün oluyorsun mecburen. Yoksa ben de saçmalamak isterdim. Yanlış kararlar vermek, zamanı boşa harcamak, Amsterdam’a gidip ot çekerek yerlerde yuvarlanmak emin ol pek hoşuma giderdi. Bunları yapma lüksüm olmadı ama. Çünkü tüm mesaimi hayatta kalmaya ve yeteneklerimi geliştirmeye harcamak zorundaydım”.

O sırada kocaman köpeği gelip oturmuş oluyor yanına. Küçükken seyrettiğiniz Lassie dizilerinden fırlayıp gelmiş tatlı bir şey. Arkadaşınız bir sigara yakıyor, sadık dostunu okşayarak dinliyor sizi.

“En kötü tarafı da ne, biliyor musun?” diyor, elini altın sarısı tüylere bir kez daha daldırarak: “Kendini melek zannediyorsun. Melek olmaya çalışıyorsun. Bu da seni mahvediyor”

“Ne yapayım?” diyorsunuz.

“Kanatlarınla vedalaş” diyor.

Ne var ki zor iş insanın kanatlarına veda etmesi.

Kanatlarına ihtiyacının kalmadığını anlaması kolay değil. Ama her zaman daha zor bir şey var hayatta: O kanatları taşımak.

Mesele kanatların ağır olması değil sadece. O tuhaf ve tüylü şeyleri omuzlarımızda taşırken iki büklüm olmamız da değil. Asıl sorun, kanatların bizi melek yapması.

Yani haklı arkadaşınız.

Kanatlar meleğe dönüştürüyor sizi. Temiz, beyaz, masum varlıklar haline geliyorsunuz. İlk bakışta güzel görünüyor tabii; etrafınızdaki halenin herkesin gözünü kamaştırması hoşunuza gidiyor. Caddelerde kanatlarınızı hafif hafif kımıldatarak dolaşmaktan benzersiz bir zevk alıyorsunuz.

Sonra sonra anlıyorsunuz, bunun cendere olduğunu.

Çünkü melek olunca aşık olmaya, sevişmeye ya da intikam almaya hakkınız yok. Adı üstünde, meleksiniz çünkü. Bir melekten ne bekleniyorsa onu yerine getirmekle yükümlüsünüz. Başkalarının gözündeki melek imajına hizmet etmekle geçmeli hayatınız.

Tabii hayat geçip gitmeli bu arada.

“O salak kanatları omuzlarıma takanı bir bulursam yapacağımı biliyorum” diyorsunuz arkadaşınıza.

Gülüyor. “İnşallah geç kalmamışsındır” diyor sonra.

Melek olmak bu yüzden biraz hüzünlü işte. Tatsız bir varoluş biçimi. Etrafınızdaki meleklere dikkatle bakın; başkaları için yaşadıklarını göreceksiniz.

Annemiz, öğretmenimiz, babamız ya da kardeşimiz onlar. Cinsiyetleri yok. Cinsellik onların yanında konuşulmaz bile. Başkalarının biçmiş olduğu melek rolünü çıt çıkarmadan oynayarak yuvarlanıp giderler.

Onları melek yapınca yücelttiğimizi sanırız. Oysa yaptığımız düpedüz aşağılamadır aslında. Bir insanı melek olmaya zorlamak kadar büyük bir şeytanlık düşünemiyorum.

İlahi hiyerarşide bile melek insandan sonra değil mi?

Melekler başka şansları olmadığı için iyi ve masum. İnsanoğluysa kendi seçimiyle iyi ya da kötü olabiliyor.

Onu yaradılış dekorunda başrole çıkaran da bu belki: Işığa olduğu kadar karanlığa da sahip olması. İkisinden de beslenerek bulması, evrenin muhteşem döngüsü içindeki yerini.

Yoksa o kadar büyüyor ki kanatlarınız, yürümenizi engelliyor artık.

Sürekli başkalarının ne diyeceğini, nasıl göründüğünüzü, töreye uyup uymadığınızı düşünmekten yaşamaya fırsatınız olmuyor ve bu mutsuz ediyor sizi.

Oysa mutsuz olmak istemiyorsunuz. Mutsuz bir baba ya da anne olmak istemiyorsunuz.

Mutluluk özlemi dolaşıyor damarlarınızda. Melek kanunlarına göre suç işlediğinizi düşünüyor ve suçluluk duyuyorsunuz. Meleklere özgü bu suçluluk duygunuzu kullanarak size istediklerini yaptırabilirler.

Suçluluk bir duygudur çünkü. Tıpkı aşk gibi.

Aşık oluyorsunuz bu arada. Böylece her şey kendiliğinden çözümlenmiş oluyor. Kanatlarınız derhal alınıyor elinizden. Meleklerin aşık olmaya hakları yok, biliyorsunuz. Aşık olmanın cezası, dünyaya kafa üstü düşmek.

Oysa bilmiyorlar: Uçmanızı engelleyen o ağır kanatlardı aslında.

Kanatlarınızdan kurtulunca hafifliyor ve özgürleşiyorsunuz. Kendi isteğinizle seviyorsunuz bir çocuğu, başkaları öyle istediği için değil. Kendi isteğinizle kokluyorsunuz bir kadını, kardeşinizin yardımına koşarken işinize yarayan başkalarının taktığı kanatlar değil, insan bacaklarınız oluyor.

Melek değilsiniz artık. Bu sizi insanlaştırıyor.

Hata yapabilir, saçmalayabilir, yanılabilirsiniz. Provası olmayan bu dünyada kusursuz olma mecburiyetinden kurtulabilirsiniz.

Kanatlarınızla vedalaşıyorsunuz. Özgürlüğe uçabilirsiniz artık.

Çevrimdışı 24 Şub 2007 03:05 pm
Tüm çalışmalarını göster  
Mesaj: #4  Başa dön

Yazar Mesaj
barı$
a$k beni sevmedi...


no women no cry
Kayıt: 17.08.2006
Üye no: 2
Mesaj: 6502
Başlık: 212

Şehir: AntaLyA
15608 Aşk puanı

 


Mesaj

Kulağımın içi kaşınıyor. Felaket. Önce azar azar başlıyor kaşıntı,
geceleri. Sonra artıyor. Kaşımak da bir zor ki kulağın içini. Bir türlü geçmiyor.
Ne yapsam acaba_?" diyorum. Günler geçtikçe daha da artıyor.Doktora gitmeye
karar veriyorum. Arkadaşlarıma soruyorum "Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı_?" diye. "N'oldu ki?" diye soruyor
arkadaşlarım. "Kaşınıyor kulağım" diyorum. "Uyuyamıyorum geceleri, kulak kaşınmasından!" Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi.
"Çok iyi doktordur" diyor. "Kimsenin çözemediğini çözer, iyileştiremediğini iyileştirir."
Gidiyorum doktora.Gözlüklü, şirin bir amca. Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor. Şaşırıyorum önce.
"İçinde kaşıntı var" diyorum. "Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?"
"Yok" diyor, "Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek için bakıyorum."
"Nedir?" diyorum doktora.
"Eski sözler kaçmış kulağınıza" diyor.
"Nasıl yani?" diyorum."Kimin sözleri?"
"Bakacağız" diyor. Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza benzer bir alet çıkarıyor.
"Yan durun. Kıpırdamayın" diyor bana. Biraz irkiliyorum.
"Eski sözler" diyorum, "Ha?" Cımbızın ucu kulağıma giriyor, canımı acıtmıyor nedense.
"Bir bayan sesi bu" diyor. Sanki bir uğultu duyuyorum. Cımbızı çıkarıyor kulağımdan.
"Yalan kaçmış kulağınıza!" diyor doktor.Yalana bakıyorum.Küçücük bir şey gibi gözüküyor.
"Vay be! Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş? Hangi yalan peki?" diyorum.
"Durun, bekleyin" diyor doktor. "Dikkatli olmamız lazım. Tekrar kulağınıza kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine koyalım.
Sonra serbest bırakırız." Yalanı tüpün içine koyuyor. Kapağını da kapıyor tüpün.Serbest kalıyor yalan.
"SENİ SEVİYORUM" diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden.
"Yalanmış ha?" diyorum.
Kulağım bile anlamış, KALBİM hálá anlamıyor...

Çevrimdışı 24 Şub 2007 03:11 pm
Tüm çalışmalarını göster  
Mesaj: #5  Başa dön

Yazar Mesaj
barı$
a$k beni sevmedi...


no women no cry
Kayıt: 17.08.2006
Üye no: 2
Mesaj: 6502
Başlık: 212

Şehir: AntaLyA
15608 Aşk puanı

 


Mesaj

Ruh Eşi.. Var mı? Gerçek mi? Hayal mi?
Uzun zamanlar aşkı bulamamış insanların ilk bulduğu anda ki tesellisi mi?
Nedir bu? Gelir geçer mi? Biter gider mi? Sabun köpüğü mü ?
Yaz yağmuru mu ? Geldiği gibi gider mi? Giderde kalır mı aşk gibi izi... Sadece yanılsama mı? Hayal mi?
Aman yoksa karşımdaki hayalet mi?

Hani herşeyin bir açıklaması var ya artık ?
Bu da kimyasal mı? Açıklayabilecekler mi? Yoksa gerçekten yok mu?

Bilmiyorum nasıl olduğunu? Açıklayamıyorum da. Bir bilen varsa söylesin. Çözsün bunu ? Yoksa ben çözüleceğim düşünmekten ilmek ilmek...

Nasıl olurmuş. Anlatabilirim. Ama açıklayamam. Belki de aşk gibi kimyasal denklemlerle siz anlatırsınız !... Onu da bilemem. Bildiğim şey var işte.
Eğer bu kadar yoğun hissedebiliyorsam. Yaşayıp, ruhumla tadabiliyorsam... Var diyorum var. İnanın var, işte...benim yarım işte orada. Gözümüm önünde, elimi uzatsam dokunabilirim.
Gidip yanağından da öperim.

Başka ne olabilir ki... Nasıl olur bu kadar. Bunca zamandır getirdiğim, kazandığım, taşıdığım tüm zevklere nasıl sahip olabilir ki ?
Nasıl benim aldığım gibi keyif alır yaşamın detaylarından.
Olmaz ki.. Ben başkayım o başka...
Hayır aynı hayatı bile yaşamadım ki onunla...
Yoksa herkes aynı mı birbiri ile... Aslında herkes aynı mı diğerleri ile.
Peki neden hissetmedim sizden birine.
Kolay mı öyle...
Yok işte...

Benim sevdiğimi sevecek, aldığım hazları, keyifleri alacak, nefreti aynı,
kederi benzer...
Ayrı zamanlarda, farklı kişilerle, aynı yerlerde, aynı duygu hissedilecek.
Bir araya gelindiğinde anlatılacak heyecan ve keyifle.
Her cümle "aynen, aynen" ile bitecek.. .

Biter mi bu da tüm duygular gibi. Tüketinir mi bilmiyorum. İnanın inanmak istiyorum.
"Bitmez bu aşk değil ki"
demek istiyorum.

Herşey bir denge ya...
Artı - Eksi,
Siyah - Beyaz,
İyi - Kötü,
Güzel Çirkin,
Doğru - Yanlış.
İşte benim diğer yanım, diğer parçam. Dengem. Ruhumun diğer yarısı.
Kim olduğu önemli mi ki?
Sahip olmak, ait olmak, kocaman bir hayatı dizdize yaşamak.


Tüm bunlar mı? Yoksa,...
Yanında kısacık bir an bir evreni paylaşmak mı?
Benim tercihim belli.
Siz de bulur iseniz yapın tercihinizi...
Kolay ise tabii.. .



ozan parlak

Çevrimdışı 24 Şub 2007 03:12 pm
Tüm çalışmalarını göster  
Mesaj: #6  Başa dön

Yazar Mesaj
barı$
a$k beni sevmedi...


no women no cry
Kayıt: 17.08.2006
Üye no: 2
Mesaj: 6502
Başlık: 212

Şehir: AntaLyA
15608 Aşk puanı

 


Mesaj

Yalnızlık sarmış ruhumu...
Ara sıra alır gibi oluyorsun onu benden,sonra geri cayıyorsun...
Al onu!Canımı yakıyor anlıyor musun?
Kalabalıklar var hayatımda yüzleri görünmeyen...
Yalnızca sözlerini görebiliyorum gözlerini dahi görmeden...
Sen, yalnız sen...Sözlerini ve gözlerini bahşetsene yalnızlığıma...
Duruluğunla sessizleştir, sözümü kessene benim...
Sustursana şu sığ kalabalığı..
Gözlerime gelsene ve götürsene beni yalnızlığına...
Yalnız senin yalnızlığını dinlemek isterdim oysa...Dupduru bir sahil kasabasında...Hırçın dalgaların sesi eşiliğinde belki...Tüm hayatını yaşamış hasta yatağında yatan bir yaşlı misali... Ölüme yaklaşmış ve sakinleşmiş bir kul gibi...
Hırçın dalgalar kalbime vursun seni...
Kalbim ayılsın!
Ben hala bakıyorum bilinmez boşluğa...
Kim bilmiyorum ama bir şey var seni durduran...Yalnızlığını bağlamış ve kadınlığını kendine...Uzanmaya çalışıyorum sana kırmızı eldivenlerimle...Çekmeye çalışıyorum yalnızlığını daha da bir kırmızıya boyanıyor erkekliğim...Kan gölü içinde gibiyim...O kadar büyük bir savaş veriyorum ki,duymuyorsun beni bağlandığın yerden...
Bazen ölüyorum haberin olmuyor örneğin senin yalnızlığın krizlerimde...
Yalnızlığını istiyorum senin, ve duruluyorum birden...
Cümlelerim hala duru değil oysa ki,
şaşalı cümleler kuruyorum...
Sustursana bir köpek gibi yalvaran şu gurursuz kelimelerimi,
yalvarırım
durult beni.
.

Çevrimdışı 24 Şub 2007 03:14 pm
Tüm çalışmalarını göster  
Mesaj: #7  Başa dön

Yazar Mesaj
barı$
a$k beni sevmedi...


no women no cry
Kayıt: 17.08.2006
Üye no: 2
Mesaj: 6502
Başlık: 212

Şehir: AntaLyA
15608 Aşk puanı

 


Mesaj


Kayboluşlardayım Sensiz..
"Hani olur ya belki özlersen, istersen beni...
En son bıraktığın yerde parçalanan kalbimi toplamaya çalışıyorum. Bekliyorum orada seni.Bir düş kurmaya aciz kaldım, beden haykırışlarda, çaresiz savruluyorum bu esen ayrılık rüzgarında. Bir yerinden tutmak istiyorum zamanı, tutunmak belki hayata kaçış.Duygular anlamsız, sözler kişiliksiz kaldı sen yokken. Pencerelerden göremiyorum ufku, erken iner oldu akşamlar. Buram buram koklamak, dağlara inat hissetmek seni.
Bu yüzümde süzülenler yaş olmalı, hissetmeye küsmüşüm. Belki de sana bu dargınlığım, içten içe ateşler içinde, varmak koz olmaya.
Dışlamışım her şeyden, herkesten kendimi. Ne olabilir kilerle çelişkideyim. Aynaya bakmaya korkmak, görmek korkaklığımı.
Bir kerecik tutuversen ya elimi çekiversen hayata tekrar. Bazen bırak diyorum yüreğime bu yalancı umudu. Kalıversin diyorum, yapayalnız çaresiz. Olmak istemezcesine varoluşlara yönelme boşuna. Her şeyini kaybetmişlik içinde, daha kalmışsa başka şeyleri kaybetmeye bu yeltenişim.
Ne kadar basitmiş diyor bu haykırış, yerine tekrar konulamayacak kırıklıklarla dolmuşum ve taşıyorum. Yabancı bedenlerle çıkmaz bir sokakta ilerleyişim. Bir umut , bir çare, belki yalnızlığıma inat. Kayboldum sensiz var etmeye çalıştığım hayallerimde..."

alıntı

Çevrimdışı 24 Şub 2007 03:15 pm
Tüm çalışmalarını göster  
Mesaj: #8  Başa dön

Yazar Mesaj
barı$
a$k beni sevmedi...


no women no cry
Kayıt: 17.08.2006
Üye no: 2
Mesaj: 6502
Başlık: 212

Şehir: AntaLyA
15608 Aşk puanı

 


Mesaj

Zamanında bir kaplumbağa, kabuğundan
hiç ama hiç memnun değilmiş.
“Bu kaba,bu çirkin kabuğa sahip olmak olacak kadar ne günahım vardı Tanrım” diye hayıflanırmış.
Otların arasında nazlı, nazlı yürüyen rengarenk,sanki eski Yunanlı bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibi bir kabuğa sahip salyangozu gördükçe kıskançlıkla karışık bir üzüntü hissedermiş.
“Şu yaratığın yerinde olsaydım keşke,bir ona bak bir de bana,Tanrım neden bu kadar çirkinim ben”diye söylenirmiş.
Yine bir yaz günü kibirli salyangoz ve üzgün kaplumbağa güneşlenirken gökyüzünde bir nokta belirmiş.Nokta büyümüş, büyümüş ve bir kartala dönüşmüş.
Kartal salyangozu kaptığı gibi havalanmış, bir taşın üzerine konmuş.Bir gaga vuruşu ile kabuğunu kırıp içindeki salyangozu afiyetle yemiş.
Çirkin kaplumbağa sindiği yerden tüm olayı en ince detayına kadar izlemiş.Derin bir “oh”çekmiş.
“Şükürler olsun Tanrım “demiş.”İyi ki beni böyle yaratmışsın,iyi ki kalın ve kaba bir kabuğum var.Yoksa salyangozun başına gelenler benim de başıma gelebilirdi.”
Salına ,salına gururla otların arasından ormana doğru yürümüş gitmiş.

“Kendi özelliklerimizden habersiz, başkalarına özenmekle nelerimizi kaybetmiyoruz ki”

Çevrimdışı 24 Şub 2007 03:16 pm
Tüm çalışmalarını göster  
Mesaj: #9  Başa dön

Yazar Mesaj
barı$
a$k beni sevmedi...


no women no cry
Kayıt: 17.08.2006
Üye no: 2
Mesaj: 6502
Başlık: 212

Şehir: AntaLyA
15608 Aşk puanı

 


Mesaj

aşk ...

kimsesiz zamanlarında sana uzanan geçici bir el

öyle sıkı tutarsın ki

o çaresizlikte o yalnızlıkta

bütün hücrelerini kaplar apansızca

ve birgün

sen ayağa kalkınca

bırakır elini gider...

kuytu köşenden çıkartır

ve giderken yeniden kuytulara atar

aşk diye bişey yok…

sadece sen varsın..

tek başına...


alıntı

Çevrimdışı 24 Şub 2007 03:18 pm
Tüm çalışmalarını göster  
Mesaj: #10  Başa dön

Yeni Başlık Gönder    Cevap Gönder

 Forum » Aşka ve Sevgiye Dair » Dağarcık.. » Yeniden.. 1. sayfa (Toplam 2 sayfa) 





 » Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevap Son Mesaj
Yeni mesaj yok Slm Gencler Yeniden Ben :) aSy Yeni Üyeler 16
10 Ağu 2007 04:05 pm 
Yeni mesaj yok dÖn bana yeniden nOLur ?... eSme Resimli Şarkılar 9
15 Ekm 2007 10:53 am 
Yeni mesaj yok Yeni Türkü - A$k Yeniden .. barı$ Resimli Şarkılar 4
30 Nis 2007 02:05 am 
Yeni mesaj yok yeniden başlıyorum sana... nelsss Aşka ve Sevgiye Dair 3
15 Mar 2007 01:13 am 
Yeni mesaj yok Sibel'in yeniden doğuşu.. DeviL Arka Sıradakiler 0
18 Arl 2007 03:57 pm 



eXTReMe Tracker